kutu kadar ev

Home  >>  Uncategorized  >>  kutu kadar ev

kutu kadar ev

30
Eki,2015

0

Ucuzluktan aldığım güneşlikte bir terslik var pencereyi tam kapatmıyor…

Sene geçen sene, yaz da bitti bitecek. Bende “ya bunların standart pencere boyunda üretilmesi gerekmiyor mu?” farkındalığı yaratan, asli görevi karşımdaki tekstil atölyesinin tepesinden sokağımın merdivenlerini aydınlatmak olan o lamba..

Tüm yalnız akşamlarıma tanıklık eden bilgisayar sandalyemden doğru ayağımı uzattığım baba evi artığı sarı lacivert ekoseli koltuktan hafif kıpırdamama sebep olan o lambaya madem yerimizden doğrulduk uzun uzun bakayım dedim.

Evimin en güzel yanı sanırım yokuşun bittiği merdivenlerde oluşu. Geceleri sarhoş turistlerin uğrak mekanı bu Cihangir terk merdivenler; tek bir lambayla aydınlanıyor. Aynı lamba “fark etmekte gecikmiştim ama” her gece bana da eşlik ediyordu.

Eve taşınalı da rahat 20 gün olmuş. Lakin ucuzluktan edindiğim perdenin penceremden kısa oluşunu yeni fark etmiştim. Bu kafa dağınıklığının sebebi önceliklerimin başka oluşu değildi.

Özlediklerimin fazla oluşuydu..

O harika 80’leri ve 90’ları Pendik sahilinde huzur içinde geçiren biri için Harbiye kaosun başkenti gibi. İşten çıkıp evin kapısına geldiğimde en büyük mevzum park sorunu. Lan evin önündesin ama arabadan çıkamıyorsun. Allah affetsin sokakta görsem yeni rota hesaplayacağım adamlarla oturup otopark için aylık abone ücreti pazarlığı mı yapmadım “abi oraya bizim araç gelecek” polemiğine mi girmedim, tiner çekmiş kafa bi’ milyon gencin motorla arabama çarpıp sonra beni tehdit edişine mi tanık olmadım.

İnsan park edecek yer bulamıyorum diye arabayı satmayı düşünmemeli..

Ailenizle 30 yılı aşkın bir süre beraber yaşadığınızda ayrılacağınız fikrine alışmaları pek de kolay olmuyor. Benim ayrılış hikayem de haliyle biraz olaylıydı. Önce şaka yapıyorum sandılar. “Rahat batıyo” dediler “boşa masraf” dediler ama hayat insana “sonradan pişman olmak istemiyorsan şimdi yap”ı 32 yaşında da olsa tecrübe etme imkanı sunuyor ve ben bunu iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Lakin birlikte güzel vakit geçirdiğim insanları baba yadigarı çekyatta üzerime battaniye çekmiş twit favlarken özlemiyor değilim.

“Nerdesin sen yaa”cılar “gittin bizi unuttun”cular bir kenara tabii ki sevdiğim insanları geride bırakmadım. Babamla son ziyaretimin üstünden geçen ikinci haftanın cuma akşamında mutlaka “gelmiyor musun oğlum?” temalı bir konuşma yapıyoruz. Görmediğim, iki çift muhabbetin belini kırmadığım zamanlarda özlediğim insanları fırsatım olduğu anda bir araya getirme alışkanlığımı da çok şükür kaybetmedim.

Beni her şeyden uzaklaşıp buralara gelmeye iten olaylar silsilesine değinmeden son bir yılımı anlatmaya devam edeceğim. Bir insan evladının kutudan bozma evinde yalnızlığı şölen havasında yaşayışının hikayesi ilgini çekerse seni gene burda ağırlamaktan mutluluk duyarım. Şimdilik kal sağlıcakla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir